Taşıyıcı Annelik: Bitmeyen Tartışma

Taşıyıcı annelik, sandığımızdan çok daha uzun bir süredir hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Antik Yunan tarihçi Plutarchos (MS 46-120?) ‘Paralel Yaşamlar’ adlı eserinde, kocasına bir çocuk veremediği için en güzel cariyelerinden çocuk yapmasını öneren Stratonika adlı bir kadından bahsediyor. Karısının fedakârlığına hayran kalan Deiotarus, cariyeyi seçme hakkı karısına vermiş.

Zaman değişti ve bugünlerde, taşıyıcı anneliğin değil serbest olduğu, tüp bebek tedavisinin bir metodu olarak uygulandığı ülkelerde taşıyıcı anne adayı elektronik veri tabanından seçilir. Zaman değişti fakat bir kadının, diğer bir kadının mutluluğu adına kullanılmasının ne kadar etik olduğuna dair tartışmalar bitmiyor. Gazete manşetleri sık sık ’bebek fabrikası’ ya da ‘rahim kiralama’ gibi tabirlerle doludur. Maalesef -ama belli sebeplerden dolayı- taşıyıcı anne olma isteğini açıklayanların sosyal statü ile eğitim seviyesi gibi bilgileri içeren ve kamuya açık bir istatistik yoktur. Ama bu kadınların hepsinin prosedürden önce yoksullukta yaşadığını, hiç birinin içten yardım etmek istemediğini zannetmeyiz. Üç çocuk sahibi Olga Patrina (Rusya) dört kez de taşıyıcı anne olmuştur. ‘İpotek ödemek yerine doğurayım, daha kolaydır.’ diyen genç kadın ilk kez taşıyıcı anne olma kararı sırf maddi çıkarları için almıştı. Fakat bir sonraki çocuğu artık tanıdığı bir çift için doğurmuştu, onlar da anne baba olmanın mutluluğunu yaşasınlar diye. Bugünlerde maddi durumu iyi olmasına rağmen -Olga, kurduğu Taşıyıcı Annelik ve Donasyon Derneği Başkanıdır- 10 yıldır kısırlık problemiyle karşı karşıya kalan bir arkadaşı için bir kez daha taşıyıcı anne olmayı planlıyor. Bunun gibi olaylara hepimizin bakış açıcı farklı olabilir, fakat tartışmayı gerektirmeyen gerçek şudur: bilinçli olarak verilmiş karar söz konusudur. Ayrıca, bazı ülkelerde öncelikle taşıyıcı annelerin hakları korunur. Örneğin İngiltere’de müstakbel ebeveynlerin, çocuk doğduktan sonra onu evlat etmeleri hatta bunun için taşıyıcı anneden yazılı izin (parental order) almaları gerekir. Buna göre taşıyıcı anneliği, üçüncü dünya ülkelerin gelir kaynağı olarak adlandıramayız. Gelişmiş toplumlarda da uygulanan ve kısırlık tedavisi olarak kabul edilen bir metottur bu. Kanunen belirtilen etik sınırlar içinde ancak ve ancak tıbbi endikasyonlara göre edilen yardım.

Kısırlık, Estonya ile Batı Avrupa’nın gün geçtikçe artan sorunudur. 38 çocuk sahibi olan Uganda’da yaşayan Mariam Nabatanzi gibi kadın seyrek bulunur. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre kadınların en az 10%’u kısırlık sorunu yaşıyor (burada kastedilen, düzenli cinsel ilişki yaşayan ve 5-6 yıl içerisinde hamile kalamayan kadınlardır). Bazılarına, örneğin herhangi bir nedenden dolayı ameliyatla rahmi alınmış kadınlara, tüp bebek gibi yaygın olan prosedürler uygulanamaz. Bu durumda tek ümit, taşıyıcı annedir. Estonya’da bu prosedür yasal olmadığı geriye kalan tek yol, taşıyıcı anne bulmaya yurtdışına gitmek. 2016 yılına kadar taşıyıcı anneliğin dünya merkezi Hindistan’dı, fakat bugünlerde ancak yerli çftler için uygulanmaya başlandı. Alternatif olarak, yıllardır (1980 ve 1997’den itibaren) taşıyıcı anneliği uygulayan ve bu prosedüre karşı toleranslı olan kültüre sahip olan bir de Amerika ve Gürcistan vardır.

Eston toplumunda taşıyıcı anneliğin etik olup olmadığına dair tartışmalar bir sonuca varmazken, kısırlıkla karşı karşıya kalan kadınlar ümitlerini gerçekleştirmek için taşıyıcı anne bulmaya yurtdışına gitmeye devam ediyor. Çünkü eminler ki teşhislerine rağmen mutlu olmaya hakları vardır.

Kısırlık tedavisi yapan kliniğimiz, taşıyıcı anneliği ne uygular ne de reklam eder. Hizmetlerimizi buradan görebilirsiniz, ya da jinekoloğumuz Sirle Randoja’ya sorunuzu iletebilirsiniz.

EstoniaRussiaEnglishGermanTurkey