Sağlıklı embriyonun seçilmesi: Preimplantasyon Genetik Tarama (PGS)

‘Yüksek teknoloji’ denince aklımıza genelde yapay zekâ veya robotik ile ilgili bir şey gelir. Fakat her günkü hayatımızda da yüksek teknolojilerin önemi az değildir. Hatta hayatımız başlamadan bile önce… Nasıl mı dersiniz? Bu soruya ‘Radar’ programında (Kanal2, 09.10.2018) Tartu Üniversitesi İnfertilite ve Üreme Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Andres Salumets ile BioEximi OÜ embriyoloğu Elina Haller-Mahlakas cevap veriyorlar.  

Söz konusu,‘embriyonun içine’ bakarak rahme yerleştirilmesi için en sağlıklı embriyonun seçilmesini sağlayan PGS (Preimplantasyon Genetik Tarama) testidir. Bilindiği gibi, hem kısırlık hem de gebelikte düşük nedenlerinden en yaygın olan, genetik anormalliklerdir. Ve bugünlerde bu anormalliklerin tespit edilebilmesinin tek yolu, PGS testidir. Prosedür içerisinde embriyonun dış kabuğundan lazer yardımıyla beş on kadar hücre alınıp yapıları ve kromozom sayıları laboratuvarda incelenir. Sonuç olarak rahme yerleştirilecek en sağlıklı embriyo seçilir. Metot sayesinde gebelik şansı artmakta, bebeğe ağır genetik hastalıklar aktarma riski yok olmaktadır. Prof. Dr. A. Salumets’in söylediğine göre çocuk sahibi olma umudunu yitiren hastaların bile bu testten sonra gebelik olasılığı 30-40% kadar artar.   

Tabii ki PGS testi, mucize yaratan bir metot değildir. Tüp bebek sürecinde, kadının yaşı, hayat tarzı vs gibi faktörlerin de çok önemi vardır. Fakat PGS testi üreme sağlığı alanında gerçekten ciddi bir gelişimdir. Artık ellerimiz bağlı oturarak mucizeyi beklemek yerine en çağdaş yöntemleri kullanabiliriz.

Fertility Clinic Nordic, PGS testini Estonya’da yapan ilk kliniktir! Detaylı bilgi için tıklayınız

Sorularınızı bize ulaştırın

EstoniaRussiaEnglishGermanTurkey