Genetik İncelemeler

BioEximi OÜ laboratuvarları embriyoloğu Tuuli Dmitrijeva geçen yıl sonu Paris’te düzenlenen ’İmplantasyon ve Doğum Öncesi Genetik Tanı’ („Preconception, Preimplantation and Prenatal Genetic Diagnosis“) kongresine katılmış, okurlarımızla izlenimleri paylaşmak istemiştir.

Kongrede, İmplantasyon Öncesi Genetik Tanıları (PGD/PGS), kadın yaşı ve anöploidi, doğum öncesi moleküler tanı tekniğinin başarıları gibi konular ele alınmıştı. Senin ilgini çeken konu neydi?

Tuuli: Kongre katılımcıları, dünyanın dört yanından gelen ve alanında çok tanınan isimlerdi. Genetik uzmanları dünyasında kayboldum diye sandım. Mesleğimde kendimi geliştirmek için makalelerini okuduğum bilim adamlarıyla tanıştığım için, tüp bebek yöntemlerini yaratan ve geliştiren doktorları kendi gözlerimle görmüş olduğum için çok mutluyum.

Benim için en ilginç konu, insan hücrelerinden cinsiyet hücrelerin elde edilme, hatta bunlardan da blastosistlerin geliştirilme teknolojisidir. Örneğin, türü tehlike altında kalmış beyaz gergedanları kurtarmak için bu teknoloji kullanılmıştır.

Kongrede, bilim adamları arasında fırtınalı tartışmalara neden olan bir sunum var mıydı?

Tuuli: Evet, bir bilim adamının sunumu çok tepki aldı. Mozaiklik yoktur dedi. Daha doğrusu, mozaiklik olaylarının çoğu, bugün kullandığımız teknikler ve yöntemlerin sonucudur. Fakat mozaiklik, diğer deyişle hücrelerdeki genetik materyalin homojen olmaması, doğal olarak da oluşabilir. Bunun örneği, bazı insanlarda iki farklı renkte gözün bulunması, ya da kedilerin üç renkli olmasıdır. Söz konusu olan bilim adamı ise, non-invaziv yani cerrahi olmayan tanı teknolojisini geliştirmeye çalışıyormuş ve belki de yakın gelecekte bize yeni teknolojisini tanıtacaktır. Kongrede bütün söyledikleri biraz abartılıydı ve geliştirmeye çalıştığı yöntemin reklamı olarak gözüküyordu, ama beş yıl sonra zaten belli olacak tıbbi gelişmeleri ne durumdadır.

Kongredeki en önemli sorulardan biri, sırf tıbbi amaçlarla kullanılmış bile olsa da gen değiştirme işlemine hazır mıyız sorusuydu. Bu soruya cevap bulundu mu peki?

Tuuli: Hayır, net bir cevap bulunamamıştır. İşin olumlu ve olumsuz yanları tartışıldı, ve salondaki atmosfere göre herkes insanoğlunun buna henüz hazır olmadığını düşünüyordu sanki. Hem teknolojik, hem de psikolojik olarak hazır değiliz. Ve yakın zamanda Çin doktor He Juankui’un tüp bebek sırasında embriyoların DNA’sını değiştirdiğini iddiasına karşı olan tepkiler, bunun gibi deneylerin etik delilli olmasına ihtiyacımız olduğunu gösterir.

Ayrıca, bugün biriktirdiğimiz genetik bilgiler çok fazladır. Henüz de buna ne yapacağımızı bilmiyoruz. Teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ki bilim ve etik buna ayak uyduramıyor diyelim.

İmplantasyon Öncesi genetik Tanı’ya geri dönersek, Estonya’da PGD/PGS prosedürleri -diğer deyişle sağlıklı embriyo seçilmesi- yaygın hizmetler arasında mı yer alır yoksa daha çok yeni olduğu için pek bilinmiyor?

Tuuli: PGD/PGS (yeni adıyla PGT, İmplantasyon Öncesi Genetik Testi) Estonya’da oldukça yaygın, ama maalesef şimdilik SGK tarafından karşılanmayan bir prosedür. Bizim kliniğimizde PGD/PGS tanıları iki yıldır yapılmaktadır.

Adı geçen uygulamasının avantajı, embriyonun genetik hastalıkları olup olmadığının tespit edilmesini, embriyonun endometriyuma tutunması ve gebelik şansının artmasını sağlamasıdır.

Tuuli’ye, kongre ile ilgili izlenimleri bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederiz.

Sağlıkla kalın.

EstoniaRussiaEnglishGermanTurkey